Çok örten ve perdeleyen manasına gelen Allah'ın (c.c.) sıfatlarından biri. Arapça
-ğafere- örttü, perdeledi, bağışladı fiilinden mübalağalı ism-i fâildir. Allah'ın sıfatı olarak şu
anlamlara gelir:
Günâhları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günâhlarını pek çok
bağışlayan Yüce Allah.
"Hiç şüphe yoktur ki ben; tövbe ve iman edenleri, iyi amel
işleyenleri, sonra da doğru yolda (ölünceye kadar) sebat edenleri elbette çok yarlığayacağım"
(Tâhâ, 20/82).
Bu ayetteki Gaffâr kelimesinin meâli "çok yarlığayıcıyım' dır. Fakat aynı
manaya gelen ve aynı kökten olan Gafur ism-i şerifi Kur'ân-ı Kerîm'de daha fazla
geçmektedir.
Cenâb-ı Hak; Gafûr-Gaffâr ve Rahîm olduğunu birçok ayet ve hadislerde
haber vermektedir.
"Ey Muhammed, kullarıma haber ver ki; hakikaten ben, çok
yarlığayıcr, kemâliyle esirgeyiciyim" (el-Hicr, 15/49).
"De ki: Ey kendilerinin aleyhinde
(günahta) haddi aşanlar, Allah'rn rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları
mağfiret eder. Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok esirgeyicidir" (ez-Zümer,
39/53).
Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
"Hayatım kudret elinde olan Allah'a
yemin olsun ki, siz günah işlemezseniz. Allah sizi dünya sahnesinden giderir ve (sizin yerinize)
başka bir ümmet getirir: Onlar, günah işlerler sonra Allah'tan bağışlanmalarını isterler. Allah da
onları mağjiret eder, bağışlar" (Müslim, Tevbe,1 1 ; Tirmiî, Cennet, 3).
Meşhur bir hadîs-i
kutsîde şöyle buurulmaktadır:
"Ey kullarım, hiç şüphesiz ki siz, gece-gündüz hata
işliyorsunuz. Ben ise bütün günahlarr mağfiret ederim. O halde benden bağışlanmanızı isteyiniz
sizi bağışlayayım"(et-Tâc, V,148).
Maddî kir ve pisliklerden temizlemek için su ve
sabunu vasıta kılan Allah (c.c.) ruh ve kalpleri günah kirlerinden temizlemek izin de Gafûr ve
Gaffâr isimlerinin tecellisini mağfirete ve bağışlamaya sebep kılmıştır. Bu isimler, günahların
varlığını ister. Onun için Hz. Peygamber (s.a.s.), " Eğer siz, hiç günah işlemezseniz Allah sizi
yeryüzünden giderir" buyurdu. Her insan az veya çok günah işler. Günah işlemeyen; günahtan
korunmuş (mâsum) kişiler yalnızca peygamberlerdir. Fazilet; hatada ve günah işlemekte ısrar
etmemek, Gaffâru'z-Zunûb olan (günahları çok bağışlayan) Allah'ın rahmet kapısını tövbe ile
çalmak, O'ndan mağfiret talep etmektir.
Allah, kendisine şirk koşmanın dışındaki bütün
günahlara mağfiret edeceğini bildirmektedir:
"Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulan
günahı bağışlamaz. Şirkin dışındaki günahları, dilediği kimse için mağfiret eder. Kim Allah'a şirk
koşarsa muhakkak ki o, uzak bir sapıklıkla sapmıştır" (en-Nisâ, 4/116).
Mümin, tövbe
ve mağfiret ile ilgili olarak daima korku ile ümid arasında bulunmalıdır. Müslüman, ne kadar
ibadet ederse etsin, Allah'ın azabından güven içerisinde olamaz; ne kadar günahkar olursa
olsun Allah'ın mağfiretinden ve bağışlamasından ümidini kesemez. Bundan dolayıdır ki; vitir
namazının son rekâtında okunması vacib olan kunut dualarının sonunda "Ya Rabb; rahmetini
umar, azabından korkarız" diye dua edilmektedir. Yine aynı prensip ve kaideden hareketle
İslâm, ibadete teşvik ile günahlardan caydırmak için azap ile korkutmaktadır. Yani müslüman
cennetle müjdelenmiş, cehennemle korkutulmuştur.
Bu korku; Allah'ın sevgisinden,
O'nun mağfiretinden ve rahmetinden mahrum olma korkusu ve endişesidir. Korku ile ümid
arasındaki dengenin korunması İslâmî akîde gereğidir. Zira Gaffâr olan yüce Allah aynı
zamanda Kahhâr'dır.
__________________
Similar topics
En iyi yollayıcılar
NUSAYBİNBİZ SON DAKİKA HABERLERİ
Arama sonucunda 132 adet mesaj bulundu
El-Gaffâr ..... - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:53 pm
Niyaz....... - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:52 pm
Niyaz
Bir ömür hayatını İslam'a vakfetmiş, Diyanet İşleri Eski Başkanı ve İstanbul Müftüsü Merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocaefendinin sahip olduğu ilim, irfana dönmüş ve kendisini fahre (övünmeye) değil, hiçliğe götürmüştür. Cenab-ı Hakk'ın kudret ve azameti karşısında, kendi acizliğini idrak etmiş, kulluk şuurundaki hakiki alim, Allah Teala'ya şu niyazda bulunmuştur:
NİYAZ
Afv et ilahi, muhtac-ı rahmetim,
Gelmekteyim huzuruna yaklaştı rıhletim,
Mahv eyledi hayatımı gafletle rüzgar
Geçti bütün heva ile ömr-i muvakkatim
Andıkça seyyiâtımı, muzlim hayatımı
Yakmaktadır ömrümü âh-ı nedâmetim
Lutfen beni bağışla, habib-i nezihine
Lahuti bir saadete dönsün şekavetim
Nurunla ruşen eyle karanlık mezarımı
Dönsün rıdayı cennete hâk-i mezelletim
Günümüz Türkçesiyle
"İlahi afv et, rahmetine muhtacım.
Huzuruna gelmekteyim, yolculuğum yaklaştı.
Rüzgar gafletle hayatımı mahveyledi.
Mahdut ömrüm, hep heva ve heveslerimle geçti.
Günahlarımı ve karanlık hayatımı hatırladıkça, ömrümü pişmanlık ahı yakmaktadır.
Beni, bir lutfun olarak nezih Habibi'ne (Peygamber Efendimize) bağışla.
Yapmış olduğum günahlarım, manevi bir saadete dönüşsün.
Nurunla, karanlık mezarımı aydınlık eyle.
Hakir, değersiz toprağım bir cennet bahçesine dönsün."
__________________
Recep Ayında Her Gün Okunması Gereken Dua - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:52 pm
Allahumme barik lena fi Recebe ve Şa'bane ve belliğna Ramazan.)
''Allah'ım,Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl,Ramazana da bizleri ulaştır.''(Amin)
Üç aylar inşallah hepimiz için hayırlara vesile olur.
Oruçlarımız da kabul olur inşallah.
''Dikkat edin,Receb Allah'ın,Şa'ban benim,Ramazan da ümmeti Muhammed'in ayıdır.''
(Hadis-i Şerif)
Selametle...__________________
asr-ı saadet dua manzaraları - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:51 pm
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimize bir zatın şöyle dua ettiğinin haberi gelmiş:
"Allah'ım! Senden şu niyazımla diliyorum. Şahadet ederim ki, sen Allah'sın! Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Birsin, Samed'sin, doğurmayan, doğurulmayan, hiçbir benzeri olmayansın!"
Bu şekilde dua edildiğini dinleyen Kâinatın Efendisi şöyle buyurur:
"Bu duayı yapan, Allahu Teâlâ'dan öyle bir isimle istedi ki, bu isimle istendiğinde mutlaka talep edilen şey verilir, dua mutlaka kabul edilir."
* * *
Bir gün Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ashabtan biri sorar:
"Ya Resûlullah! Ben dualarıma 'Ya Ze'l–celâli vel ikrâm' diyerek başlıyorum." Resûlullah:
"Duan kabul edilmiştir, dileğini iste."
* * *
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün ensârdan birinin evine ziyaret için uğradı. O sırada ev sahibi namaz kılıyordu. Kâinatın Efendisi bekledi. Ev sahibi namazını bitirdiğinde selâm verdi ve ellerini açarak şöyle dua etti:
"Allah'ım! Şu duamla sana yalvarıyorum. Hamd senin içindir. Senden başka ilâh yoktur. Ya Mennan! Ya Hayyu, ya Kayyum! Ya Bedî'a's–semâvâti ve'l–ard, ya Ze'l–celâli ve'l–ikram…" Duasını bitirdi ve Kâinatın Efendisini karşıladı. Duasını duymuş olan Efendimiz şöyle buyurdu:
"Sen Allahu Teâlâ'ya ism–i azamı ile dua ettin. O öyle bir isimdir ki, onunla dua edildiği zaman kabul edilir, onunla istenirse, mutlaka verilir."
duada sınır yoktur Ayarlar - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:51 pm
DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı.
Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.
Diğer adam, mütevazi olduğu için kenarda bir köşe bulup oturuyor. O mekâna kabul edilmeyi bile en büyük lütuf olarak değerlendiriyor. Bu tutum o zâtın çok hoşuna gidiyor ve mütevazi adamı en yüksek koltuğa alıyor.
Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz duada çok isterken hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın konumuna düşmeyecek miyiz?
Gerçekte, yüksek koltuğa göz diken adamın tutumunun duayla, istemekle hiç ilgisi yok. Aksine kıskançlıkla, bencillikle, tembellikle, gururla ve hırsla ilgisi var.
İki türlü istemek vardır: Birisinde yalnızca kendiniz için ister, başkasına verilmesini kıskanırsınız. Aldığınızda dağıtmayacaksınız ve kendi nefsinize mal edeceksiniz. Böylesi istekler ancak haris kalplerin eseri olabilir.
Diğer istemek ise şükürle, acziyetle, fedakârlıkla yoğrulmuştur. Verenin kim olduğunu bilir, herkesin de elde etmesini ister, istemesi sadece kendisi için değildir. İlmi öğrenmek kadar, öğretmek için ister. Zenginliği yaşamak kadar, dağıtmak için ister. Mutluluğu mutlu olmak kadar, mutlu etmek için ister. İşte dua budur ve böylesi duanın sınırsızca yapılması bir insanın şanına çok lâyıktır.
Yukarıdaki hikâyedeki birinci adam öyle bir evladın haline benzer ki, babasını koltuğundan kaldırıp yerine oturmak ister. Babasının küçük kardeşine sunduğu hediyeyi kıskanır. Kıskançlık duygusu içerisinde dua edenler, hırsızdırlar, nankördürler, saygısızdırlar. Onlar hak etmeye, lâyık olmaya çalışmazlar. Onlar vermek için isteyenlerden değildirler. Bencildirler, sadece kendi nefisleri için isterler.
Peygamber (a.s.m.) der ki, “Kalbiniz incelip duygulandığında dua etmeyi ganimet bilin.” “Biriniz dua ettiğinde bolca istesin. Çünkü, Rabbinden istemektedir.” “Kendisi için istediğini başkası için de istemeyen bizden değildir.”
Bedeni bir mikroba yenilecek kadar güçsüz insan; kalbi, ruhu küçücük bir saygısızlıkla parçalanacak kadar hassas yaratılan insan, Rabbine dayanmaktan başka hangi yolla teselli bulabilir?
Sözünü ettiğimiz çılgınca dua, hikâyedeki öyle bir evladın haline benzer ki, o evlat şöyle düşünür:
“Sevgili annemiz ve babamız bizim için inanılmaz fedakârlıklara katlanıyorlar. Gerekiyorsa yemiyorlar, bize yediriyorlar. Bizim eğitimimiz için her türlü fedakârlığı göğüslüyorlar. İçlerinden ve kalplerinden bizim iyiliğimiz için cömertçe dua ediyorlar ve bizim başarımızı kıskanmak söyle dursun, onur duyuyorlar.
Biz neden annemize ve babamıza daha lâyık birer evlat olmayalım? Neden zekamızı ve yeteneklerimizi geliştirmeye adanmayalım? Neden zenginleşip annemiz ve babamız hayrına muhtaç insanların yardımına koşmayalım? Neden onurumuzun yüksekliğiyle anne ve babamızın öldükten sonra da onurlarını ve namlarını yükseltmeye çırpınmayalım?”
Bu örnekteki benzetmelerin penceresinden bakalım:
Allah’ın en güzel ve en hassas yarattığı kulu için sunduğu ikram az mıdır? Herşey bir yana, tüm melekleri insanın atasına secdeye davet etmemiş miydi? En yakın huzuruna kabul ettiği tek varlık, insanların reisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) değil miydi?
Allah kendi sanat eseri olan insanın iyiliğini anne babanın evladı için istemesinden az mı istiyor? Kul daha alim olsa, böylece Allah’ın sanatının parlaklığını ilan etmeyecek midir? Kul helal kazanıp fakirlerin yardımına koşsa, bu Allah’ın sevgisinin yayılmasına katkı sağlamayacak mıdır?
Sordum sorunun sahibi kardeşime: Sence Allah yürüyene neden koşar? Sence insanların arasında Allah’tan sevgiyle söz eden kulu hakkında Allah, Cebrail’e (a.s.) ve sema meleklerine neden övgüyle söz eder? Sence sabahlara kadar uyuyan kullarının semasında, rahmetiyle sürekli “Yok mu Benden af dileyen, yok mu Benden hayır dileyen?” mânâlarıyla dolu nurları neden gönderir? Neden Kur’ân’da, “Duanız ve istemeniz olmazsa ne öneminiz var?” buyurur; neden “İsteyin, icabet edeyim!” der!
Eğer Allah çok ve çeşitli vermek istemese, neden bu denli çok ve çeşitli yaratır? Neden yiyeceklerin binbirine bıktırmayacak ayrı renk, ayrı koku ve ayrı tat katar? Neden her birini mevsimlere bölüştürür?
Neden baharı da güzel, yazı da zevkli, kışı da sonbaharı da heyecan verici güzelliklerle donatır? Neden O’nun yarattığı yağmur da güzeldir, kar da heyecan vericidir, rüzgâr da coşturucudur? Neden O’nun bulutlarına bakmaktan, gökyüzünü seyretmekten, denizine dokunmaktan, yıldızlarına yönelmekten mutluluk duyarsınız? Neden uyumak da güzeldir, uyanmak da. Neden yorulmak da zevk verir, dinlenmek de; açlık da keyiflidir, tokluk da? Neden, gören kalpler için her detay ayrı bir güzellikle donatılmıştır?
Çünkü O vermek istiyor. Çünkü O isteyenler ve çalışanlar için beşyüz yıl genişliğinde birer cennet yaratmıştır. Çünkü O, cömertliğinin sınırsızlığını anlayabilecek kullar yaratmıştır. Çünkü O evreni, vermek için ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu göstermek için yaratmıştır.
O zaman çılgınlar gibi dua et. Bunaldığında önce O’ndan istemek aklına gelsin. Sevincini paylaşman gerektiğinde önce O’na koş. Sana çamurdan çıkarıp paketleyerek sunduğu bir elmayı ısırırken, elindekinin kimin hediyesi olduğunu farket. Bir damla balı Allah’ın emriyle sana sunabilmek uğrunda ölümü göze alan kahraman arıları da hatırla.
Sonra da senin peygamberinin (a.s.m.) sabahlara kadar secdeye kapanıp, seccadesini ıslatan gözyaşları içerisinde hâlâ ve hâlâ isteyişini izle. Herşeyi kendisine feda eden ve kendisine “Habibim” diye hitap eden Rabbine dua etmekten bir türlü vazgeçemeyişini düşün.
O zaman, neden çok dua etmen gerektiğini hissedeceksin…
__________________
Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:50 pm
Recep Ayı İbadetleri
Okunuşu: "Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan"
Açıklaması:
"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Amin!..
Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.
Recep Ayı Orucu
Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr Rahimehullah'a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.
İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma'yı dinledim, şöyle demişti:
- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)
Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Recep ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
-“Recep Allah'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin Allah'ın ayı olduğu sorulduğunda: -"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:
-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;
Resuhullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorarlar:
“Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.
- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir". (10)
Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle Radıyallahu Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:
-“Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
- “Sen kimsin?” Diye sordu:
- “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.
- “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.
- “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem:
- “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.
- “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
-“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.
-“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.
-“Her aydan üç gün” dedi.
-“Daha artır ya Resulullah” deyince,
-“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)
Recep Ayı Namazı
Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)
(1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları
(2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.
(3). Şualar, s. 416.
(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.
(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.
(6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.
(7). Mecmûatü'l-Ahzâb, 1:599.
(
. Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık
(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430
(10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
(11). Riyazü’s-Salihin
(12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani__________________
insan süresi - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:49 pm
Kur'an-ı Kerîm'in yetmişaltıncı suresi. Otuzbir ayet; ikiyüzkırk kelime
ve binelliüç harftir. Fasılası sadece "elif" harfidir. Surenin mekkî veya medenî oluşunda ihtilâf
vardır. İşlenen konu açısından daha çok mekkî sûrelere benzemektedir. "İnsan" isminin
yanında "Dehr", "Ebrâr", "Emşâc", "Hel Etâ" gibi isimleri de vardır.
Kıyamet ile ilgili
durumları ve özellikle salih kimselerin ahirette kavuşacakları nimetleri anlatmayı hedef edinen
süre, insanın dünya hayatına gelişini ve oradaki gelişimini özet olarak dile getirmek sûretiyle giriş
yapar: "İnsan, anılmaya değer bir şey olacak kadar uzun bir zaman geçmedi mi? Biz insanı
katışık bir nutfeden yarattık. İmtihan etmek için onu işiten ve gören kıldık. Biz ona yolu
gösterdik. İsteyen şükreder, isteyen de küfreder" (1-3).
"Biz kâfirler için zincirler, demir
halkalar ve körüklenmiş bir ateş hazırladık" eyetiyle kâfirlerin âkibetine işaret edildikten sonra
iyilerin âkibeti anlatılır:
"Sabrettiklerinden dolayı onları Cennet ve ipekle
mükafatlandırmıştır! Orada koltuklara dayanırlar. Ne (yakıcı) güneş görürler orada, ne de
dondurucu soğuk. Cennetin gölgeleri üzerlerine yaklaşmış, devşirmeleri (meyvaları) da aşağı
eğildikçe eğilmiştir, Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır. Gümüşten kadehler ki
onları türlü ölçü ve biçimlere koymuşlardır..."(12-22).
Bu iyiliklere kavuşmalarına sebep
olarak da adaklarını yerine getirmeleri, kıyamet gününün hesabını yaparak ona göre hazırlık
yapmaları, yetim ve yoksula sırf Allah rızası için infakta bulunmaları
gösterilmektedir.
Sure, Kur'an'ın düşünen kimseler için bir öğüt olduğu her şeyin
Allah'ın elinde olduğunu hatırlatan şu ayetlerle son bulur: "Bu (Kur'an) bir öğüttür. Dileyen
rabbine varan bir yol tutar. Allah dilemedikçe siz bir şey dileyemezsiniz. Şüphesiz, Allah bilendir,
hikmet sahibidir. Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap vardır" (29-31).
M.
Sait ŞİMŞEK
__________________
Affet Ya rabbi.. - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:49 pm
Nabızlarımıza ümitlerimizin ritmini ver..
Ey bizi hiçbir zaman terketmeyen Rabbimiz,
şu renk atmış simalarımıza, şu terleyen nabızlarımıza,
şu ritmi bozulmuş kalblerimize,ve şu yürek acızı
halimize merhamet buyur da,
içinde bulunduğumuz kahredici şu sıkıntılardan bir
çıkış yolu göster ve dirilmemize izin ver...
Ey Yüce Rabbimiz, huzuruna nasıl gelirsek gelelim ,
gönüllerimiz Seni bulmanın heyecanıyla çarpıyor ve
nabızlarımız da ümitlerimizin ritmiyle atıyor..
İşte böyle bir ruh haletiyle bütün duygularımız Senin
hakkındaki reca ve beklentilerimize bağlayarak ?Meded
Ey Keremler Kanı,kaçkınları affet,ihtiyaçları zaruret
kertesinde rahmete muhtaç olanları affet?deyip
inliyoruz.....
Affet Ya rabbi..
Amin..
yemek duası - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:48 pm
Hz.
Peygamber (a.s), yemeklerden sonra pek çok dua yapmıştır. Bu sebeple yemek duası ile ilgili
oldukça çok hadis-i şerifler mevcuttur. Bu duaların bir kısmını birleştirerek okumakta fayda
vardır şöyle ki:
"Bize yediren, içeren, Müslüman olmayı nasib eden Allah'a hamdolsun."
(Ebû Dâvud III, 475). Âllah'ım! Bize bu yediğimiz yemek sebebiyle bereket ver, hakkımızda bu
yemeği mübarek kıl. Bize bu yemekten daha hayırlı olanını yedir." (Tirmizî, Daavat, 55) "Bize
rızık ver, sen rızık verenlerin en hayırlısını." (Maide, 5/114). Allahım! Biz senden nimetin
tamamını, kusursuz ümmeti ve ayetin devamını istiyoruz." (Ebu Davud III, 501).
Enes b.
Mâlik (r.a) anlatıyor: Rasûlüllah (a.s) şöyle buyurdu: "Yemeğini yedikten sonra şu şekilde duâ
eden kimsenin geçmiş günahları bağışlanır"
"Sarfedilen güç ve kuvvet bana ait
olmadığı halde bu nimeti bana yediren, bana rızık olarak takdir buyuran Allah'â hamd
olsun"(Tirmizî, Daavât, 56).
H.z Ali r.a'nın duası - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:47 pm
HZ.ALİ’DEN ÇOK İÇLİ BİR YAKARIŞ
"Ey ihsanı bol Allah'ım! Sana hamdederim. Ey yegâne Ma'bud! Senin önünde eğilirim. Yücesin, kullarından dilediğine sonsuz nimetler verirsin. Dilediğini hüsrana duçar edersin. Ey Yaradanım! Sana sığınırım. Varlık ve darlık zamanında Sana münâcaat ederim, her an sana yalvarırım. Gerçi günahlarım çok, fakat Senin afvın ondan daha büyüktür, ümitsizliğe sebep yok. Eğer Sen de beni kapından kovarsan kime sığınırım, kimden medet beklerim, bana başka kim şefaatçi olur?"
"Yâ Rab! Hâlimi görüyorsun, yoksulluğumu biliyorsun. Gizli niyazımı duyuyorsun. Beni Sen'den ümit kesenlere katma, kusuruma bakma, daha fazla bekletme, ümitsizliğe atma. Rahmetine güvenim tamdır. Gönlümdeki aşk ateşini yandır, beni muhabbetine kandır, sevgini eksik etme. Senin azametin Önünde boyun eğdim, dize geldim, secdeye kapandım, beni gufranına boğ, azabından esirge, Allahım! Dünyâdan sıyrılıp huzuruna gelirken beni, Kelime-i Tevhid'den ayırma. Senin nârın da hoş, nurun da hoştur. Senin rahmetinden ümit kesmek ne boştur. Mal ve oğulların fayda vermediği o korkunç günde senin afvına nail olmak isterim, bana affın yeter, lûtfunu göster."
"Sen bana yol gösterirsen hiçbir vakit yolumu şaşırmam. Sen yol göstermezsen, dalâlette kalırım. Eğer Senin affın yalnız iyilere mahsus ise ya kötülerin bağışlayıcısı kim olacak? Herkesin İlah'ı sen'sin. Ben ümmetin en müttakîsî olamadımsa, şerîri de sayılmam. Senin afvına sarılıyorum, îtiraf ederim, günâhım büyük, fakat Senin affın ondan daha büyüktür."
"Senin lûtfunu hatırlayınca kalbime tesellî doluyor. Günahlarımı düşündükçe gözlerimden yaş dökülüyor. Sen, şânına lâyık olanı yap, beni affet! Beni, senin fazlu lûtfundan başka bir yere başvurmayacak bir tıynette yarattın. Ne umarsam sen'den umarım. En büyük endişem şudur: Beni Sen de kapından kovarsan, eli boş çevirirsen hâlim nice olur? Allah'ım, görüyorsun gafiller uykuda, ben ise gece karanlığında el açıp Sana niyaz ediyorum. Dualarım Sana yükselsin, niyazlarım makbul olsun. Herkes ne beklerse ancak Senin lûtfundan bekler. Her biri Cennete girmek ister, Sen bana Cennette dîdârını göster, bu bana yeter."
Ey insanlara doğru yolu göstermek için Peygamber gönderen Allah! Rasul-i Hâşimi hürmetine, Seni tesbih eden, takdis eyleyen hayırlı ümmet aşkına, bizi imandan, Kur’an’dan, İslam’dan ayırma.Müslüman olarak haşret. Rasulünden şefaat umarım. Beni ondan mahrum etme. Senden afv-u mağfiret dilerim.Beni boş çevirme Allahım”
Kaynak:Fakîh Sahabiler Ve Mezhep İmamları __________________
Allah resulünün her zaman yaptığı duası - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:46 pm
Allahım ürpermeyen kalpten doymayan nefisten fayda vermeyen ilimden bilgiden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım
__________________
Duası kabul olanların listesi - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:46 pm
Mazlumun, zulme uğrayan facir de olsa Allah'ın nezdinde duası makbuldür. Onun facirliği kendi aleyhinedir. Darda kalan kimsenin duasından korkun.
Misafirin duası makbuldür.
Baba ve annenin evladı için yaptıkları dualardır. Babanın evladı için yaptığı dua hicabı deler, anında Allah Teala'ya vasıl olur.
Oruçlunun iftar vaktinde yaptığı dua.
Adil hükümdarın duası, adaletle hükmeden imamların duası geri çevrilmez.
Allah-u Teala'yı çok zikreden zakirlerin duası
Müslüman'ın Müslüman kardeşine gıyabında yaptığı dua. Müslüman'ın, Müslüman kardeşi için gıyabında yaptığı hayır dua müstecaptır. Her müminin başucunda duran bir melek vardır. Ne vakit Müslüman kardeşine hayır dua ederse amin eder ve yaptığın duanın bir misli de senin için olsun der.
Hacının, hac farizasını ifa edene kadar yaptığı dua.
Gazinin harpten dönene kadar yaptığı dua.
Hastanın iyi olana kadar yaptığı dua. Hastanın yanına girdiğinde ona söyle, sana hayır duada bulunsun. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir.Hastaları ziyaret ediniz. Onlardan hayır dua talep ediniz, zira hastanın duası makbul ve günahı affolunmuştur.
"Hamil-i Kur'an (ilmi ile amil olan hafız)ın duası makbuldür. O ne için dua ederse, duası kabul olunur.
__________________
evden çıkınca eve girerken okunucak dua - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:45 pm
"Bismillâh. Tevekkeltü alellah. Allahümme innî eûzü en udille ev udalle. Ev ezille
ev üzelle. Ev ezlime
ev uzleme. Ev echele
ev yüchele aleyye." "Allah'ın ism-i şerifini zikrederek evimden çıkıyorum. Bütün işlerimde Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'ım
doğru yoldan sapmaktan
başkalarını saptırmaktan; hataya düşmekten
başkalarını da düşürmekten; haksızlık etmekten
haksızlığa uğramaktan; hürmetsizlik ve cahillik etmekten
yahut bunlara maruz kalmaktan sana sığınırım." Evden çıkarken okunacak bir diğer kısa duâ da şudur:
"Bismillâh tevekkeltü alallâh. Lâ havle velâ kuvvete kuvvete illâ billâh."
"Allah'ın ismiyle (Allah'ın ismini söyleyerek) evimden çıkıyorum. Bütün işlerimde Allah'a dayandım. (O'na dayanıyor
O'na güveniyorum) Güç ve kuvvet ancak ve ancak Allah'ın yardımıyla olur." Bir kimse evine girerken şu duâyı okur:
"Allahümme inni es'elüke hayra'l-mevleci ve hayra'l-mahrec. Bismillâhi velecnâ ve bismillâhi harecnâ ve alellâhi -Rabbine- tevekkelnâ."
"Allah'ım! (Evime) her giriş ve çıkışımda senden hayır ve iyilik dilerim. (Hayırlı bir şekilde girmeyi ve hayırlı bir şekilde çıkmayı istiyorum) Allah'ım senin mübarek adını anarak (Bismillâh diyerek evimizden) çıktık. Rabbimiz Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz sana tevekkül ettik (Sana dayanıp
sana güvendik)." __________________
Şehid olarak ölebilmek için okunacak dua... - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:44 pm
Hergün yirmibeş kere “Allahümme bârik lî filmevt ve fî-mâ ba'd-el-mevt” (30) okuyanlar
Duhâ yâni kuşluk namazı kılanlar
her ay üç gün oruç tutanlar
yolculukta da vitr namazını terk etmiyenler
ölüm hastalığında
kırk kere “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü min-ez-zâlimîn” (15) okuyanlar
her gece Yasîn okuyanlar
abdestli olarak yatanlar
devamlı olarak mudârâ edenler yâni dîni korumak için dünyalık verenler
her sabah veya akşam devamlı olarak üç kere “E'ûzü billâhissemî'il'alîmi mineş-şeytanirracîm” ile (Haşr) sûresinin sonunu okuyanlar “Âhıret şehîdi” olurlar.
Peygamberimiz buyurdu ki
“Bu duâyı okuyan kimse
duâyı sabahleyin okursa ve akşama kadar ölürse
şehit derecesine vâsıl olarak ölür. Akşamleyin okursa
yine sabaha kadar ölürse
aynı şekilde aynı dereceye ulaşır. Duâ şudur: Allahümme ente rabbî lâilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vaadike mesteta'tü eûzü bike min şerri mâ sana'tü ebûü leke bi-ni'metike aleyye ve ebûü bi zenbî fağfirlî zünûbî feinnehû lâ yağfirüzzünûbe illâ ente. Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn. (45)
Ya Rahman! Ya Vedud! Ya Rahim..Ya Latif.. - C.tesi Ağus. 15, 2009 5:44 pm
Ey beni en en çok sevenim..
Ey beni en en çok kollayıp-gözetenim..
Ey sesimi hep duyanım! Yaralarımı saranım..
Eyy hiç darılmayanım! Çağırınca koşarak gelenim!
Ey bana benden yakınım! Ey beni en çok bilenim!
Ey en çirkinimden sonra bile ?gel? diyenim!
Eyy! Dünya terketse
hiç terketmeyenim!
Ey en en vefalım..Ey Sevgili
en sevgili! Meded!..
Ahh.. Ey kadrini hiç bilemediğim!
Ahh.. Ey nefsimin ilk şahlanışında bir kenara ittiğim..
Ahh.. Ey ?Sendeyim? deyip
ülfetlerde kaybettiğim!
Ahh.. Ey ?Yalnız Sana..? deyip
gayrısına kulluk ettiğim..
Ahh Sevgili! En en Sevgili..
Ahh ya Vedud! Ya Rahim! Ya Sabur...
Ahh ya Tevvab! Ya Afuvv..
Ahh ya Rabbi! Ahh ALLAH?ım Af ALLAH?ım!
Tut sana müştak yüreğimi
affet beni....
Hani Rabbim
bir anne nasıl korur-kollar evlatlarını
onlar istemeden ulaştırır ihtiyaçlarını..
Bilir neye ihtiyaçları olduğunu..Hep hazır ve nazırdır hani..
Hep verir
hiç düşünmez canını..
Hani Rabbim
yavrusunun canı acısa canı yanar annenin..
Hasta olsa yavrusu
kalkmaz eli-kolu
hüznünden kalbi acır hani?..
Ey Annelerin kalbine
onları "anne yapan" merhameti
sevgiyi koyan Rabbim!
Onlar
okyanusundan bir zerre ile böyle iseler..Sen nasılsın kimbilir?
Bu duyguyla
gözyaşlarımla kapındayım Rabbim..
Geri çevirme sana müştak yüreğimi
kabul eyle dileğimi..
Ya Rahman! Ya Vedud! Ya Rahim..Ya Latif..
Tut yüreğimi
bırakma beni
__________________

